Siz hiç aşk için kıvrandınız mı bilinçaltınızda ? evet böyle bir şey vardır aslında bilinç altımızda aşk için kıvranmak. Seneler geçmiş yorulmuş, kavgalarla ihanetlerle yüreğimiz bunalmıştır. Bilinçaltımız aşk için kıvranmaktadır. Biz bilmeyiz biz hissetmeyiz aşk için kıvrandığımızı birilerine aşık olmak için hakem düdüğünü bekleyen yüzücüler gibi olduğumuzu. İşte böyle duygular içinde yaşayıp dururken bir gün bir sulak yer görürüz içinde yüzebileceğimiz. Aslında hayallerimizin havuzumudur değimlidir bilmeyiz. O bizim istediğimiz her şey mi anlamayız. O da anlamaz zaten. Zaman birbirine yakınlaştırır insanları. Hoşlanmaya başlar insanlar birbirinden. İşte ne olursa o ara olur :))
Hoşlanma varken bilinçaltı aşk kıvranışımız ortaya çıkar. Hoşlanma aşka, ilgi tutkuya dönüşür ama hep bilinç altı kıvranışlardan. Gerçek değildir aşk gerçek değildir tutku. Gerçek olan hoşlanma gerçek olan ilgi gerçek lan beğenme ve belki de sevmedir ama aşk değil. Ancak bilinç altı aşk kıvranışı ile kontrolden çıkar insan oğlu, olmayan bir aşkın tohumlarını yeşertmeye başlar kafasında, bir gün onu öldürmek isterken bir gün çocukları ile bir seyahatte beraber düşünür kendini. Aşk bayrağını almış. Hakem düdüğünü çalmış, yüzücü havuza atmıştır kendini çırpınırcasına bütün enerjisi ile yüzmektedir. Boş bir havuzda sanki olimpiyat yarışındaymışçasına, kulaçlar kulaçları kovalar, nefesler nefesleri, kafa suyun içime gömülü var gücünle yüzersin sadece, yanında yörende başka yüzücüler görmesen de bu çok hızlı yüzdüğünden ve onları geride bıraktığını sanmandandır.
Sonra ilk 50 metre biter taklanı atıp geri dönersin, kafan hala suyun içinde, kulaçlar hala var güçle, ama yavaşlarsın önce nede olsa öndesindir. Sonra dönerken de diğer yarışmacıları göremedikçe şaşırmaya ve yavaş yavaşa bir yarışta olmadığını anlarsın, sandığın gibi aşkta değilsindir yani.. sonra ikinci elli metreyi bitirdiğinde yani başladığın yere geri döndüğünde bir takla daha atma ihtiyacı hissetmezsin. Depar taşına tutunur, ciğerlerin nefes nefese boş havuza bakarsın. Dinlenme ve dinlenirken kavrama anı başlamıştır artık. Gereksiz çırpınışlarla havuzu ne de çok dalgalandırmışsındır. Havuz kendi kendine dinginleşmeye senin nefes alışlarında düzelmeye başlar. Hala havuzun içindesindir. Hala yüzmeyi seviyorsundur, hala havuzu seviyorsundur. Ama bu büyük yarış değil onu fark etmişindir. Aşk arayışıdır bu. Sevda titreyişi.
Sonra çıkarsın havuzdan, yavaşça kurulanmaya başlarsın. Sen yavaşça kurulanıyor havuzun suyu yavaş yavaş durgunlaşıyordur. Şaşarsın kendine nasıl bir yarış sandım, nasıl bu kadar abartım, havuzu neden bu kadar dalgalandırdım.
Anlarsın ki bilinçaltı aşk kıvranışıdır bu. Bilinçaltı yarış hevesi. Boş yere heyecan yapmışındır. Ama havuzda yüzmüş olmak güzeldir gene, bilinçaltı kıvranışlarını yakın bir zamanda suyu yüzüne çıkacak şekilde tekrar derinlere gömer saçını kururlar ve dönersin hayatına.
Çevren senin haline bakıp yarışı kaybettiğini düşünürler. Çünkü yarışı kazananın madalyası olur anlatır. Oysa sen sessizsindir ne de madalyan vardır. Sen olmayan yarışın içine kendi kendini sokmuş sonra yarısında yavaşlamış ve şimdi kurulanmışsındır. Kimse bilmez gerçekte bir yarış gerçekte bir aşk olmadığını. Yüzmeyi seviyorum yüzmeden hoşlanıyorum. O havuzun içinde serinlemeyi seviyorum desende inanmazlar sana..
Sen yarışı kaybetmişsindir. Boş ver dersin içten içe,, bilinçaltı aşk kıvranışını onlarda yaşayacak. Onlarda havuzu gereksiz yere dalgalandıracak. Ve onlarda çıkıp kurulandıklarında seni anlayacaklardır. Sadece zamana ihtiyaçları vardır. Sende zaman tanırsın onlara…
Fatibey 26.02.2007 13:47