30/7/2008
BEKLENTİLERİ KONTROL ETMEK VE İNSAN OLMAK
Kategori: Belirtilmemiş
Güne başlarken Tuna KİREMİTÇİ'nin Vatan Gazetesinde yazdığı " duygusal şizofreni ihracatımız başlamıştır." başlıklı yazısına rastladım. Hakikaten çok güzel temas etmişti meseleye Tuna Bey, etkilendim.
İlişkilerle ilgili bir husustu bahsettiği, yazılı ve görsel mecralarda beslenen, tetiklenen, büyüyen, gelişen,sapıtan, çığrından çıkan beklentileri aklıma getirdi.
"ananın evinde de mi bulaşık makinesi ile yıkıyordun" lafına bir kadın eskiden de gıcık olurdu ama bunu demeniz sizin için affedilmez bir suç oluyor şimdilerde.
Kiremitçi yazısının bir yerinde "....Gerçekten de erkekler porno filmlerde gördükleri performansı kendi partnerlerinde bulamayınca mutsuz oluyor.." demişti.
Bir başka kısmında ise "...aynı anda hem Bruce Willis kadar serseri hem Morgan Freeman gibi müşfik hem Kevin Costner misali güvenilir hem de John Cusack gibi esprili olmalarını bekleyerek imkânsızı istiyorlar." demişti.
Beslendikçe besleniyor beklentiler. Gizli gizli bir yerlerimize sokuşturuluyor.
Sosyokültürel ve sosyoekonomik yapısı gereğince genelde evcimen yaşayan türk insanın vakti akşamları dizi seyretmekle geçiyor.
ne var bu dizilerde ?
aşk var bu dizilerde
hep güzel kadınlar var
hep yakışıklılar var
hep son model arabalar
hep villalar
hep holding patronları,ağalarla iktidar para ve kariyer var.
insan gördüğüne alışıyor hemde çok kötü alışıyor. Askerliğimden biliyorum. ilk başlarda çok anlamsız, ürkütücü ya da iğrenç gelen şeyler altıncı ayın sonuna doğru normalleşmeye başlamıştı. Kabul ediş sürecinin arkasından doğal ve normal olanın bu olduğu inancı yerleşiyordu insana.
işte bu dizilerde buna benzer bir şeyler yaşatıyor bizlere. güzellik,yakışıklılık, lüks hayatlar, villalar, son model arabalar,patronlar doğal ve normal gelmeye başlıyor insana.
kendi hayatı ise yavaş yavaş normalin dışında gibi görünüyor sadece bunlarla kalsa yine iyi. Her türlü entirikaya, çarpık ilişkilere ve şiddete alışılıyor bolca görüldükçe -- neticesi doğal ve normal olduğu yönünde bir algıya dönüşüyor.
1998 yılında bir gençlik dizisi çevirseydiniz, ve o dizi de henüz üniversitenin 1. sınıfında olan gençlerden birinin masum sevgilisini arkadaş grubundan bir kızla aldattığını izleyiciye verseydiniz. Hatta dizide yaşları en fazla 20 olan insanların tam bir cinsel ilişki yaşayarak bu aldatmayı gerçekleştiğini gösterseydiniz kıyamet kopardı eminim.
ama şimdi bu dizi reyting rekorları kırıyor. ilköğretim öğrencileri dahil ailecek seyredilebilcek bir dizi olarak gösteriliyor, adına da bir güzel " Kavak Yelleri" deyip
- ooh gencim, aklım bi karış havada , başımda kavak yelleri esiyor - şeklinde de çok kolay legalleştirebiliyorsunuz.
Buralara kadar geldik.
"Neden buralara geldik ?"
sormamız gereken esas soru ise "Nerelere gideceğiz?" olmalı.
beklentiler artacak, aldatmalar bile normal sayılacak, herkes yakışıklı, en güzel yerlere götürüp, pırlantalar alan sevgili hayalleri ile yanacak
erkekler, güzellikleri ile herkesi büyüleyen ama çapkınlıklarına da biraz kaprisle göz yuman kadınlar arayacak.
kendimizi kontrol etmemiz lazım. beklentilerimizi iyi belirlememiz lazım. Televizyon ya da sinema ekranın da her şey çok kolay. biraz bütçe, biraz rol yeteneği, bir kaç efekt sayesinde peri bile olabiliyor anneler çocuklar ama gerçekde böyle birşey yok.
birileri kendinin farkına varsın istiyorum. insanlarımız bazende "Elveda Rumeli" dizisine dalsın istiyorum, orada bir karakterle kendini özdeşleştirsin istiyorum. çocuklarını çok seven bir " Sütçü Ramiz" olmayı özlesinler istiyorum.
O Sütçü Ramiz kadar, o okuma yazma bile bilmeyecek kadar cahil Sütçü Ramiz kadar sorgulayıcı olmalarını istiyorum. Kızı bir hristiyan gence aşık olduğunda onun gibi " Rabbimm sevmek kötü müdür?" diyebilsinler istiyorum..
ve şer'i hükümlerin yaşandığı bir devirde kızının o hristiyan çocukla cinsel ilişkiye girdiğine inandırıldığınaki yıkımına rağmen
O Sütçü Ramiz kadar ..."kızını bağrına bassın" insanlar istiyorum.
O diğer pırıltılı dizilere kapılmasınlar, kendilerini sorgulasınlar, doğru değerleri ve beklentileri yanında da sevgiyi büyütsünler istiyorum.
ya yook biz bunu kendi başıma yapamayız diyorlarsa.
O zaman...
O Sütçü Ramiz kadar "İNSAN" olsunlar istiyorum....
Fatih - 30.07.2008 - 10:51
****
Tuna Kiremitçinin yazısı için..
http://www9.gazetevatan.com/haberdetay.asp?tarih=11.11.2007&Newsid=191376&Categoryid=4&wid=141
Yorum yaz!
:: Arkadaşına Gönder!
Yazan: isimsiz | Konu: hacııı slm | Tarih: 2008-08-04 11:47:42
az değişik bişeeler yaz be olm... ne bilimm, şiir filan yaz... kısa ama öz olsun... düz yazıda iyi deilsin... itiraf et...
Bağlantı:: ::