bir gün bir bakıyorsun bir ingiliz soylu atı görüyorsun. Arap atı gibi olmasa da ingiliz soyluluğu ve asalteini taşıyor üstünde. çakmak çakmak gözelrinde ışığın yansımalarını görmek zor olmuyor. simsiyah yeleleri sallanıyor yürürken, yürümüyor sanki dans ediyor ingiliz kara tayı LADY. dans ediyor.
bakıyorsun arkasından, koşuşunu hayal ediyorsun nasıldır diye. nefes nefese kalışını, boynundaki terleri düşünüyorsun. onunla birlikte kendini doğaya ve yeşile kaptırdığını düşünğyorsun.
Bilmiyorsun , huysuz mu? Uslu mu? bilmiyorsun evcil mi ? yabani mi? ama sen sadece bakıyor ve hayal ediyorsun . O kara tay LADY'yi. Yumaşak başlı haliyle.
sen sadece hayal ediyorsun. Birlikte kırlara açılmayı. İngiliz Asaleti üstünde ve bekliyorsun.
o kara tayı, O LADY'yi tekar görmek için. Bakalım izin verecek mi ona sokulmamıza ? Yoksa çifte mi atacak. Bakalımm evcilleşecek mi ?
Bilmiyoruz ki?
Belki de kendi başına yabani kalacak.
Özgürce koşacak kırlarda, rüzgarını saçacak
Yelelerini savura savura
Gözlerinden çakmak çakmak ışıklar saça saça
bakacaksın o gururlu koşuşuna..
Koş LADY...
Özgürce koş..
sen süzüldükçe
ben huzur buluyorum.
Fatih - 21.07.2008
Kışın kasveti, karanlığı, pusu, soğukluğu hüküm sürmekteydi ne zamandır. Bünye yorulmuştu huzursuzluktan huzursuzlukla suçlanan kendi bile olsa.
Huzur kavramının farkını görmeye başladı sonra yavaş yavaş, aslında herkes huzur arıyordu bu dünyada...
Kimi için sakin bir gecede abajurun kenarında kitabını okumaktı huzur,
Kimi için aile ile birlikte yemek yemek,
Kimi için Mekanlara akmaktı, karı kıza takılmaktı
Kimi için seyahate çıkmak
Kimi için kaynanasından uzak kalmak
ama herkes huzur istiyordu....
Kışın karanlığında insan daha çok istiyordu huzuru. Karanlık ve pus iç karartıyordu çünkü, sonra yaz geldi. Havalar aydınladı, günler uzadı. İşten çıkanlar karanlığa çıkmıyordu artık. Aydınlığa sıcağa müziğe çıkıyordu. Soğuktan insanlar evlerine kaçmıyor, sokaklarda geziyordu.
Çok insan çok hareket demekti. Çok insan Çok karmaşa demekti.
Çok insan gözlerin vücudun çalışması beynin az çalışması demekti.
O zaman daha kolay oluyordu herşey. Düşünmüyor, üşümüyor, sadece yaşıyordun sanki.
ama zaman geçiyor, günler uzadıkça gece hasretle beklenen bir sevgili olmaya başlıyor.
Serinliği ile ferahlattığı gibi, karanlığı da saklıyor seni ve günahlarını,
Geceleri yaşanmaya başlıyor herşey.
Birden kendini Geceleri açan bir aşk çiçeği olarak buluveriyorsun.
İki farkılı adam,
biri gündüz ve dümdüz, diğeri gece ve aşk çiçeği..
gece herşey bambaşka oluyor. herşey kat kat..
müzük daha güzel. Bira daha güzel. insanlar bile daha güzel geceleri.
Gündüz çok düz çünkü..
gündüz çok çıplak çünkü..
Her şey ortada..
gündüz dümdüz.
hiç kıvrım yok.
İş güç yemek vs....
ama gece !
gece serin ve saklamaya hazır seni ve günahlarını..
Gece İnsansın, Gece erkek , gece kadın,
Geceleri Açan ve sabaha tekrar solan bir aşk çiçeği..